Archive for Kasım, 2008

akrep, yelkovan

Zamanları öğüten saatte buluşuruz
Sen akrep olursun
Ben bir yelkovan.
Her saatte bir, çakışınca iki kol
Beni dudağımdan öptün sayarım…

tasarim şahaseri: Istanbul

Istanbul1

Olimpiyati yok.
Olimpiyat Stadi var.
3 kilometreyi 3 saatte gidersin…
Formula pisti var.

Istanbul2

Baraja ev yapiyorlar.
Cesmelerden deniz suyu akiyor.
Misir Carsisi’nda misir bulamazsin.
Manifaturacilar Carsisi’nda plak satiliyor.
Sahaflarda, hali var.
Kapalicarsi, turistlerin carsiya ciktigi gun, kapali.

Istanbul3

Akmerkez, mavi.
Sehirlerarasi yolcu otobuslerinin yuzde 99.9′u Anadolu’ya gider…
Otogari Avrupa’da.
Bakirkoy, hem bakir, hem koy…
Altinsehir, hem altin hem sehir, gecekondu!

Istanbul4

Atasehir?
Kadikoy’e bagli.
Ahirkapi’ya gemi baglaniyor!
Bayrampasa’nin, adi bayram, kendi cezaevi.

Istanbul5

Yedikule zindanlarinda konser veriliyor.
Sultanahmet Cezaevi desen, 5 yildizli otel…
Topkapi Sarayi.
Ciragan Sarayi.
Dolmabahce Sarayi.

Istanbul6

Garibanin uc kurusa karnini doyurdugu yerlerin adi da, “simit sarayi…”
Bostanci’da bostan yok.
Tahtakale’de kale yok.

Istanbul7

Tarlabasi’nda tarla yok.
Etrafta ev mev yokken bakkal dukkani acan adama saskin demisler..
Saskinbakkal’da ev almak New York’tan pahali!
Besiktas’tan Uskudar’a gec, 2 kilometre…
Parayla.
Besiktas’tan Florya’ya git, 22 kilometre…
Bedava…

Istanbul8

“Ortasindan bogaz gecen, hem Asya’ya hem Avrupa’ya, iki kitaya basan dunyadaki tek sehir” derler… Canakkale ne?
“Zeynep Kamil Hanimefendi’nin hatirasi onunde saygiyla egiliyoruz” falan da derler… Halbuki, Zeynep hanimefendi, Kamil kocasi.

Istanbul9

Tarihi hipodromda Ramazan senligi yapiyorlar…
Turkiye’nin en buyuk kumarinin oynandigi Veliefendi, seyhulislam!

Istanbul10

Polonezkoy Muhtari Daniel Ohotski, 5′inci gobek, dogma buyume Istanbullu…
Istanbul Belediye Baskani, Artvinli.

Istanbul11

Sisli Baskani Erzincanli, Eminonu Baskani Malatyali, Pendik Baskani Sakaryali, Umraniye Baskani Balikesirli, Uskudar Baskani Trabzonlu,Kadikoy Baskani Muslu, Gaziosmanpasa Baskani Kastamonulu… En unlu restorani, Konyali!
Gazi Osman Pasa da Tokatli’ydi zaten.

Istanbul12

Depremde, evden cik!
Karda, evden cikma!
Yagmurda, ust kata cik!
Dolayisiyla…
“Tasarim” dedigin kavram, dunyada en cok Istanbul’a yakisir!

Istanbul13

Tek puruz var…
Yabanci konuklara adresi iyi tarif etmek lazim…
Cunku malum, Galata Koprusu’nu de Galata’da bulamazlar!
Adi Galata…
Kendi Balat’ta.

Istanbul14

Yilmaz Ozdil  Hurriyet 08-09-2007

yılın tasarım ödülü..

Yilin Tasarim Ödülü

ucuz sevişmeler olmamalıydı..

Gecenin bir yarısı, saat 1e 10 kala…Sokakta kıyametvari bir gürültü, ardından dakikalarca süren uğultu… Sonrasında büyük bir sessizlik… Ve o sessizliği noktalayan kapı zili…

İyi de bu ne? Çalan benim kapımın zili. Biraz korkak, biraz ürkek adımlarla ilerliyorum kapıya. “Hayırdır inşallah” diye ürpererek açıyorum kapıyı.

Aman Allah’ım! O da ne? Bu gördügüm hayal mi?
Gecenin bu saatinde kapımı çalan uğruna onsuz geçen 1 yılımı yaşamamış saydığım, o kara gözleri için bütün insanlığı karşıma alabileceğim, bir gülüşü için dünyanın şah damarını kesebileceğim adam değil mi?

Neler oluyor?
Neden soluksuz kalıyorum?
Neden kalp atışlarım hızlanıyor?
Neden kulaklarıma büyük bir uğultu hakim?
Neden gözlerimden yaşlar hüç durmamacasına dökülüyor?
Neden bedenim titriyor, dizlerim beni taşımıyor?
Neden? Neden? Neden?
Kim söndürdü bu ışıkları?
Niye her yer karanlık?
Yakın şu ışıkları!
Lütfen biri durdursun bu uğultuyu!
Deprem mi oluyor yoksa?
Niye gelgit halinde dünya?

Bir süre sonra kendime geliyorum. Allah’ım bu bir lütfun mu bana? O karşımda. Hayatımın anlamı duruyor orda, yaşama sebebim bakıyor bana. Okadar zamanınardından tekrar o kara gözlerde derinlere kulaç atıyorum. Yokmuş böyle bir mutluluk!

Uzun bir bakışma… Sonra yine büyük bir sessizlik…

Ve sessizliği delen o cümle :” Ben Hala Seviyorum Seni.” İşte bu! Bunu duymak gelmiş- geçmiş, yaşadığım- yaşayabileceğim en büyük mutluluk. İyi de neden bu kadar beklettin be kara gözlüm? Sorma diyorsun, yalvarırım sorma! Sormuyorum bende, merakda etmiyorum zaten… Geçde olsa artık yanımdasın ya o bana yeter diyorum. Bakışıyoruz biraz, konuşuyoruz saatlerce senden / benden /bizden.

Yooo, hayır! Napıyorum ben? Bir yanım “Kendine gel artık, ne oluyor sana?” derken diğer yanım “Boşver be kızım, sevdiğinin yanındasın ya geriye kalan her şey boş!” diyor.

Bir süre sonra ayaklarımın yere bastığını hissediyorum, o en mutlu anımızda büyük bir hışımla yerimden kalkıyorum ve ” Defol git burdan!” diyorum. Yüzünde ne olduğunu anlamayan bir ifade ile bakıyorusn bana. Tekrar bağırıyorum. ” Defol!!! ”

Geçmişinde ortalık malı olmuş ucuz sevişmeler olmamalıydı. Bedeninde bakir olmalıydı bana geldiğinde ruhunda… Oysa sen bunu başaramadın. Bizim bu hale gelmememizin tek sebebi benim belki ama senin bu hale gelmenin tek sebebi sensin buna eminim.

Hadi, git!
Daha fazla durma karşımda, kaybolma bakışlarımda.
Hissetme kokumu, nasıl olsa bulurum ben yolumu.
Gitsende bir şey değişmez zaten.
Gitsende benimlesin.
Gitsende yüreğimdesin.

Sen bende sonsuza kadar kalacaksın ama ben sende olacakmıyım?
Bir sorayım sende cevabını bulamadığım?