Archive for the ‘felsefe’ Category
kapı içerden açılmamışsa giremezsin..
Posted in enteresan resimler, felsefe on Haziran 10th, 2008

19. yuzyilin buyuk Ingiliz ressamlarından William Holman Hunt’in, bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu. Hunt’in “Evrenin ışığı” adini verdigi bu tabloda gece elinde fenerle bahcede duran filozof gorunuslu bir adam vardı. Adam, tek eliyle bir kapıyı vuruuyor ve içeriden sanki bir yanıt bekliyormuşçasına duruyordu.
Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt’a döndü:
“Guzel bir tablo dogrusu, ama anlamını bir turlu kavrayamadım” dedi.
“Adamın vurdugu kapı hiç acılmayacak mi ? Ona kapı kolu cizmeyi unutmussunuz da..”
Hunt gülümsedi :
“Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki..” dedi ve tablosunun anlamını açıkladı.
“Bu kapı insan kalbini simgeliyor. Ancak içeriden acılabildigi icin dışarıda kol olması gerekmiyor.”
O kapı size içerden açılmamışsa giremezsiniz..
adam dediğin..
Posted in felsefe on Nisan 17th, 2008
Adam dediğin cesur olacak! Baktımı şöyle karşıdan, için titreyecek için.
Ayaklarında bir dermansızlık, seni alıııp götürecek.
Artık ev mi olur, deniz mi , gökyüzü mü, nedir bilmem. Alsın götürsün yeter.
Adam dediğin;
Sana ihtiyacım var demeyi bilecek. Seviyorsa seviyorum var mı, diyebilecek.
Korkmayacak ne aşksızlıktan ne parasızlıktan ne senden ne başkasından…
Öyle sümüklü böcek gibi yapışmayan cinsten, kalabalıklarda gözlerini senin
üzerinden ayırmayan. Tamam sigaranı O yakacak, kapıyı sana O açacak, şarabı
senin için ilk O tadacak, kibar olacak kısaca asla yapışık ikiz değil.
Oturup kalkmasını, kültür yapmasını, iki maç anlatmasını, ekonomiyi,
siyaseti bilecek… Misal; Atatürkten sonraki 4 cumhurbaşkanını sayabilecek
tereddütsüz…
Vizyonu olacak vizyonu, televizyondan bakmayacak hayata. İki laf ettiğinde
bileceksin ki anlamış da başka konuya atlamış bile. Uyuşuk olmayacak adam
dediğin leb demeden leblebiyi yutacak. Sabah saati kurmadan kalkabilecek ve
çoraplarını nereye koyduğunu bildiğinden sabahları debelenmeyecek, titiz
değil ama, bir kadına ihtiyacı olmadan da yaşayabileceğini gösterecek.
Adam dediğin sihirli olacak azıcık, ruhuna ulaşmayı öğretecek. Biraz da
kıskanç olacak, vurdu mu ses getirmeyecek ama vurmaktan beter edecek
gözleriyle… öyle bir adam işte…. Arada sırada dokunmayacak sana.
Aramayacak. Mavi bir kaç gömleği olacak illaki senin ütülediğin. Merak
edeceksin merak, öyle lök diye burnunun dibinde bitivermeyecek. İnsanın iyi
hali var kötü hali var, sende bazen görmek istemeyeceksin, anlayacaaaaak….
Adam dediğin, güdümlü değil eğitimli olacak. Okuduğunu anlayacak,
bilmediğine bilmiyorum diyebilecek, sallamayacak özet… Lügatında
-haklısın-doğru-evet-gidelim-yapalım-merak etme-sen üzülme- olacak.
-üzgünüm-yorgunum-belki-yarın-olmaz olmayacaaaaak… Kasımpatı gibi açılıp
saçılmayacak. Bacakları kalınsa, yazın güneşin altında uzun paçalı don ve
naylon terlik giymeyecek.
Adam dediğin bir söylediği sözü unutmayacak, geri almayacak, temcit pilavı
gibi çıkarıp çıkarıp höykürmeyecek. Utanmayacak, arlanmayacak, başkasının
karısına da yan gözle bakmayacak. Azıcık namuzsuz olacak tamam ama o
namussuzluğu ancak ve ancak senin uğruna , değerleri ve onuru uğruna
kullanacak…
Adam dediğin anlayacak içkiden yemekten… Balığın yanına rakıyı, şarabın
yanına peyniri, viskinin yanına çikolatayı koyacak. Viskiyi sek, neskafeyi
sütsüz, tekilayı tek içişte bitirecek. Sert olacak sert adam dediğin, sözünü
sakınmayacak, koydu mu yumruğunu masaya, bileceksin ki susman gerek… Adam
dediğin öküz olmayacak ama hiçbir treni de kaçırmayacak. Geç kalmayacak,
zamanından öncede yola düşmeyecek, program delisi değil, tam karar gelecek.
Yemek masasında koltuğunu tutacak ama yılışmayacak salya sümük. Ağlayacak
omzunda yeri gelecek ama sana abanmayacak. -sen yoksan ölürüm- acitasyonu
yapmayacak. Arabesk dinlemeyecek, dinleyenden haz etmeyecek. Vurdulu kırdılı
filmlere para verip gitmeyecek. At gözlüğü takıp gezmeyecek sağda solda…
Kavun peynir yiyecek yemek olmadığında. Sushi’yi de deneyecek ama. Yeniliğe
açık olacak her daim, yemem diye tutturmayacak.
Adam olacak adam… Odun gibi çıtır çıtır değil, kömür gibi için için
yanacak içinde ve arkasını dönüp uyumayacak seksüel zevkleri bitince. Şefkat
olacak adam dediğin anlıyor musun? Gönlünü almasını, sinirini çözmesini,
seni memnun etmesini bilecek. Yan gözle şöyle bir süzmesiyle için
eriyecek…
‘Kırıldım, yamuldum, küstüm, konuşmam’ demekle olmaz. Neyse sorun çözecek,
ertelemeyecek. Bilecek hayatın kurtarılası anları olduğunu ve o anı bir daha
geriye saramayacağını.
Matematik bilecek. Logaritma nedir, türev nasıl alınır, kare kökü filan…
Kafadan çarpıp bölecek, ayın sonunu getirebilecek.
Kıllı olacak adam dediğin ama senin üstünde balık sırtı gibi kaygan. Oklava
tutar gibi tutmayacak kollarını. Aşkı için dağları delecek, fizana gidecek,
ama dönmesini de bilecek, kıçının üstüne oturup beklemesini de.
Adam dediğin iyi araba kullanacak kardeşim!. Direksiyon hakimiyeti , yön
kabiliyeti 100′de 1500 olacak. Bastımı gaza saçların savrulacak, bir iki
manevrayla parkediverecek arabayı, mel mel bakmayacak…
Bir salon beyefendisi olacak. Belinden kavrayıverecek uzun parmakları, dansa
kaldırırken… Arada bir elini havalandırıp seni döndürecek, soluğuna
soluğunu değdirecek, ne zaman duracağını da bilecek. Kendini göstere
göstere afişe etmeyecek. ‘tamam hoşum, akıllıyım, param var ama kadınıma da
sadığım’ dedirtecek…
Valla bence adam dediğin güzel öpecek başka yolu yok. -tarif edemiycem-.
Mutfakta misal; aniden dibinde bitiverecek. Elinde domates filan ne varsa
fırlatıp atacaksın lavaboya, masa arayacaksın masa, üzerinde yemek yapmak
için değil ama….
İçki içecek kardeşim sigara da. Dünyevi zevkleri tadacak birkere. Hangi
ortama ne gider bilecek. Oynamayacak öyle artist gibi, kıkırdamayacak kadın
gibi, kocaman kahkahalar savuracak etrafa kendinden emin, nerede gülünür,
nerede yas tutulur bilecek…
Bakışıyla kılcal damarların titreyecek, dokunuşuyla ter boşanacak etinden,
korkuyla değil ama minnetle sokulacaksın koynuna. Adam dediğin ter kokacak
ter. Teriyle ıslanacaksın, sırtında mı, göğsünde mi, kolunda mı bilmem,
yatağa birlikte öyle dolanacaksın. Aşk olacak aşk adam dediğin tepeden
tırnağa, aşk… Romantizmi sex on the beach’le kısıtlamayacak. Koyacak rakıyı
balığın yanına kırdımı birde soğan yanına, şarkılar söyleyecek neşelisinden,
kederlisinden yahut gidecek bir techno bara, ritmde boğulacak sallanırken.
Yanında yabancı gibi değil, ben bu adamın ciğerini bilirim bakışlarıyla
dolaşacaksın… yoksa ne?….
Çalışkan olacak çalışkan, tuttuğunu koparacak. İşçi olacak işçi, çalışmadan
karizma satmayacak. Yeri gelecek limon satacak, utanmayacak. Taşı sıktı mı
suyu çıkacak. Baba parası yemeyecek, babasına destek çıkacak. Annesini
sevecek ama kadınına kuma getirmeyecek. Aile, akraba nedir?, bayram seyran
kimler aranır sorulur, kimler küstürülmez, kimlerin elleri
öpülür?…Bilecek… Büyüklüğünü, önündeki ceketin düğmesini ilikleyerek
değil, önünde ceket iliklettirerek farkettirecek. Dobra olup kabalaşmayacak.
Eleştirinin ince ayarını, bir terzi maharetiyle teğelleyecek. İnsanları
kırmadan da hataların onarılabileceğini öğretebilecek. Öyle hemen
yorulmayacak, sızmayacak ve hiç başı ağrımayacak. Dişleri, tırnakları, burnu
ve saçları temiz olacak. Adam adam kokacak, parfümlü züppe değil.
Kudurmadan eğlenmeyi bilecek, kudurtmadan dize getirmeyi bildiği gibi.
Adam dediğin yazın buz gibi, kışın soba gibi olacak. Çok şişman, çok zayıf,
çok uzun, çok kısa, çok yakışıklı, çok sıradan, çok titiz, çok
mükemmeliyetçi, çok kaba, çok kıskanç, çok bayağı olmayacak. Normal ama
aykırı olacak. Sıkmadan sıkıştıracak, baymadan bayıltacak, ezmeyecek ruhunu
anlıyor musun? Sarsacak ama, sarsıntın depresyondan olmayacak
